27 Eylül 2020 Pazar

RAB

 Allah'ın hem eşsiz terbiyesini, hem mahlukatı bu terbiye cevap verecek şekilde yaratmasını, hem de onların üzerinde yönetici ve otorite olmasını ifade eder.
Rab kelimesinin çoğulu olan “erbâb” 4 yerde ve bu kelimeden türemiş olan “rabbâniyyûn” 3, “ribbiyyûn” ise bir yerde kullanılır.

Toplam olarak “Rab” kelimesi ve türevleri Kur’an’da 976 yerde tekrar edilir Rab ismi, Kur’an’da Allah lafzından sonra en çok kullanılan isimdir. ilk nazil olan 30 sûrede “Rab” ismi 80 kez geçtiği halde, “Allah” ismi sadece 20 kez geçer. Buna göre Rab lafzı, Allah lafzının dört katı olmuş oluyor. Elbet bu gerçek, bizlere çok mesaj verir.

Peygamberimiz Esma’ül Hüsna ile ilgili hadisinde , ” Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberleyip benimserse ( ihşa etmek ) cennete girer ”  buyurmuştur.Bu hadiste Esma’ül Hüsna sayısı 99 olarak verilmiş olsada, isim olarak tek tek belirtilmemiştir. Daha sonra Hadis alimleri İbni Mace ve İbni Tirmızi’nin derlediği hadislerde listeler verilmiştir.Bu listelerde birbirlerinden farklı olup, ” Rab ” ismi içermezler.

 Rab kelimesinin öncelikli ve ağırlıklı mânasının, terbiye etmek, büyütüp yetiştirmek olduğunu söyleyebiliriz.Her şeyi yaratan sonra da onu yaratılış amacına yöneltendir.“bir şeyi yetkinlik noktasına varıncaya kadar kademe kademe inşa edip geliştiren” mânasında daha çok sıfat gibi kullanılır ve kelimeye hepsi de Allah hakkında olmak üzere “mâlik, seyyid, idare eden, terbiye eden, gözetip koruyan, nimet veren, ıslah edip geliştiren, mâbud” gibi anlamlara gelir.
“Rab” kavramı, başka bir dilde tek kelimeyle kolayca ifade edilmeyecek kadar geniş kapsamlı ve zengin anlamlıdır.

 Bu kelimenin taşıdığı belli başlı anlamlar şunlardır:
1-Terbiye etmek, Mürebbi:  sorumluluğunu üstlendiği eğitimciye denir. Sahipi   olması  Besleyip büyütmek: Rab kelimesi, bu anlama geldiği için Arapçada çocuk bakıcısı veya yetiştiricisi olan anneye rabbe, babaya da rab denir.
2-  Malik ve sahip olmak: Arapçada, bir şeye sahip ve malik olan kişi için o şeyin rabbi denir. Rabbe hezel beyt (bu evin sahibi)
3-  Melik, efendi, sözü dinlenen kişi: “Buradan çıkınca efendine benden söz et” dedi. Ne var ki şeytan berikine efendisinin yanında (Yusuf’tan) söz etmeyi unutturdu. Bu âyette yer alan Rab kelimesi, bu sözcüğün değinilen anlamlara geldiğini kanıtlar.
 4-Toplamak, yığmak: Rab kökünden türeyen ve “insanların toplandıkları yer” anlamına gelen el-mereb kelimesi, Rabkelimesinin, belirtilen anlamlara geldiğini gösterir.
 5-  Islah edip düzeltmek: Bir şey üzerinde otorite sahibi olmak: Arap dilinde “bir şeyi düzeltip tamamlayan” yahut “bir toplumu idare edip insanları kendine itaat ettiren” kimseyi belirtmek için de Rab kelimesi kullanılır.
Görüldüğü gibi Rab kelimesi terbiye eden, yöneten, besleyip gözeten, sahip ve malik olan gibi pek çok anlamlar taşımaktadır. Ancak bu anlamlarının hepsini birden tek kelime dile getirmek mümkün değildir. Bu özelliğinden dolayı Rab kelimesi,konunun hangi bağlamda kullanıldığına bakılarak manalandırılmalıdır.
---------------------------------

KURAN'A GÖRE  MÜŞRİKLERİN ALLAH HAKKINDA YANLIŞ VE SAPKIN ANLAYIŞLAR

Kuran'nın indirildiği kendilerin bir elçi gönderilen bu toplumun Allah'a şirk koşanların, ve inkarcıların sapkın Allah  tasarvurlarını ve evrensel olarak ayetlerin gösterdiği kitlelerde  nasıl bir  yanlış Allah  tasavuru vardır Mekke Müşrikleri  üzerinden ve evrensel olarak Kuran'da bu tür Allah tasavurlarını yanlışlığı hatırlatıp zihinlere kazımak istemektedir hatırlatılmaktadır
Mekke müşrikleri ;
1- Allah'ın varlığına  inanıyorlar
2-Hem kendilerinin hem de putlarının hemde tüm alemlerin yaratıcılığı ve tüm alemlerinde Allahın olduğunu biliyor
3- Allahın tek ilah olarak kabul ediyorlar
4-Yüce Allahı ilah Rab olarak kabul ediyorlar
5-Başa çıkmadıkları sorunla karşılaştıklarında Allah'a sığınıyorlar
6-Taptığı putlarının yaratıcı yada ihtiyaclarını karşılayan olarak görmüyorlar
---------------
Peki buna rağmen Allahı  tanımada yanlış giden nedir ?Gelin Kuran ayetlerinde bu saydığımız maddeleri  ayetlerden öğrenelim

Müminun 23/ 84  De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"
قُل لِّمَنِ الْأَرْضُ وَمَن فِيهَا إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Kul li menil erdu ve men fiha in küntüm ta´lemun

Müminun 23/ 85 Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Seyekulune lillah kul efela tezekkerun

 Müminun 23/ 86 De ki: 'Yedi göğün Rabbi ve ulu arşın Rabbi kimdir?'
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Kul mer rabbüs semavatis seb´i ve rabbul arşil azıym

Müminun 23/ 87Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Seyekulune lillah kul e fe la tettekun

Müminun 23/ 88 De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin melekutu mülk ve yönetimi kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor."
قُلْ مَن بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Kul mem bi yedihi melekutü külli şey´iv ve hüve yuciru ve la yücaru aleyhi in küntüm ta´lemun

Müminun 23/ 89 Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle  büyüleniyorsunuz?"
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّى تُسْحَرُونَ
Seyekulune lillah kul fe enna tüsharu

Müminun 23/ 90 Hayır, biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar.
بَلْ أَتَيْنَاهُم بِالْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Bel eteynüham bil hakki ve innehüm le kazibun
--------------------
RAB, RUBBİYET VE ULUHİYYET 

 
Rububiyet kelime anlamı : Allah’ın rububiyeti O’nun yaratılmışlar âlemine bakan yönüdür sonsuz kuvvet ile idaresi altına alan, tedbir ve terbiye eden . Yani bunları yapabilecek sonsuz bir güce sahip olmaktır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, yağmur yağdırmak, bitkileri yeşertmek ve kâinattaki işleri çekip-çevirmek gibi, yegâne Rab olan Allah Teâlâ'nın fiilleridir.


Uluhiyet kelime anlamı : İlâhlık sıfatı  ve vasfı demektir. Bu vasfa sahip olan, ibadet ve itaat edilmeğe müstehak olan sadece Yüce Allah'dır. Çünkü O,Subhandır  her türlü kemâl sıfatına sahip, her türlü noksan sıfatlardan da münezzehtir.Yalvarıp-yakarmak,korkmak, ümit etmek, tevekkül etmek,tevbe etmek, istemek, ürpermek, adak adamak ve imdat dilemek gibi kulun fiili olan ibâdetlerdir Bunu yapan mü’minler, sadece Allah’a itaat etmek ve O’nun rızasını kazanmak için yaparlar.

Zâlikümüllahü Rabbüküm
Mümin 40/62 İşte bu, sizin Rabbiniz Allah'tır; her şeyin yaratıcısıdır; O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?
ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ لَّا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
Zalikümüllahü rabbüküm haliku külli şey´ la ilahe illa hüve fe enna tü´fekun

MÜMİN 40/64 Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
اللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَاء بِنَاء وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ فَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Allahüllezi ceale lekümül erda kararav ves semae binaev ve savveraküm fe ahsene suveraküm ve razekaküm minet tayyibat zalikümüllahü rabbükam fe tebarakellahü rabbül alemın

Evet müşrikler Allah'ın ULUHİYETİNE  iman ediyorlardı. RUBUBİYETİNİ kabullenmiyorlardı.
Yani hayatlarına her an müdahil olmasını istemiyor, uzak bir Allah tasavvurunun da bulunuyorlardı.
 Müslümanım diyenlerin hallerine baktığımızda bunu görüyoruz
Sen benim Rabbimsin ama  alış verişime  karışma.
İstediğim  gibi menfatime neyi gerektiriyorsa ticaret yaparım.
İlahlaştırdıklarıma da  KARIŞMA senin yerin ,ayrı onları 

Gönlüme  begendiğimsem ,istediğim  cemaate göre  uyarım
İBADETLERİME  karışma
İlişkilerime tercihlerime de karışma!
Menfaatlerimi Kur'an'da gönderdiğin emirlerin önüne geçirebilirim.
 İstersem namazımı kılarım istemezsem kılmam
Halbuki Müslüman olmak inanca yani RABBE ve ondan gelen emirlere teslim olmaktır.  

Bakara 3/131 Rabbi ona: "Teslim ol" dediğinde O"Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
İz kale lehu rabbühu eslim kale eslemtü li rabbil alemin

 Çağımızda da İnsanlar tıpkı müşrikler gibi Allah'a iman ettiklerini söylüyorlar fakat Rab isminin tecellisine iman etmiyorlar.

İhlâs sûresi de O'nun ulûhiyyetini en güzel şekilde ifâde etmektedir:

Rahman ve Rahim olan Allah Adıyla

İhlas 112/1 De ki: “O Allah,  O, bir tektir.
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
Kul huvallâhu ehad
İhlas 112/2  Allah samed’dir.Hiçbir şeye muhtaç olmayan, herşey O’na muhtaç olandır.
اللَّهُ الصَّمَدُ
Allâhus samed
İhlas 112/3 Ne bir çoçuk edinmiştir. Ne de kimsenin çoçuğu olmuştur
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
Lem yelid ve lem yûled.
İhlas 112/4  Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.
وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Ve lem yekun lehu kufuven ehad

RAB  ismi hem Kuran'ın nüzul  sürecinden geçen ilk isimdir.
Hem de Kuran'ın ilk ve son surelerinde yer alan isimdir.


Nüzul olan ilk ayetler ALAK SÜRESİ,
Alak 96 /1 Yaratan Rabbinin adiyla oku!
اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Ikra´ bismi rabbikelleziy halak

Nüzul olan son ayetler ise NASR SÜRESİ'dir

Nasr 110 /1Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman
إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ
İzâ câe nasrullâhi vel fethu.

Nasr 110 /2 İnsanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde.
وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا
Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ

Nasr 110 /3 Artık her şeyi güzel yapan  Rabbin’i Hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, tevvab'tır Kullarını tevbeye yönlendiren  O, kendine yöneleni kabul edendir
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirhu, innehu kâne tevvâbâ

Ya Rabbi  ifadesiyle sadece iki yerde geçer
Furkan 30  Peygamber, ” Ya Rabbi ! Kavmim şu Kuran’ı terk edilmiş bir şey haline getirdi. ” dedi.
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
Ve kaler rasulü ya rabbi inne kavmit tehazu hazel kur´ane mehcuraü

Zuhruf  43 / 88Onun: "Ya Rab" demesi hakkı için şüphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler.
وَقِيلِهِ يَارَبِّ إِنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ
Ve kiylihı ya rabbi inne haülai kavmül la yü´minun

------------------------
Rab isminin en belirgin tarifi kuranda geçmektedir

Taha 25/ 49 Firavun, “Ey Mûsâ! Sizin Rabbiniz de kimmiş!” dedi.
قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَا مُوسَى
Kale fe mer rabbüküma ya musa


 50-Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını  veren, sonra doğru yolunu gösterendir.
قَالَ رَبُّنَا الَّذِي أَعْطَى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى
Kale rabbünellezi a´ta külle şey´in halkahu sümme heda
------------------
Rab Sıfatı Kefil,gözetici,koruyup kollayan,ıslahla sorumlu sadece ALLAH''tır
Rab sıfatının kullarının üzerindeki fiilerini anlatan  ve kuluna adeta iftirat ettiren ibrahim aleyhisselam üzerinden bilinç kazandırır Rab,tanımı yapan ayetler de görüleceği gibi   gerçek  sahip,  yaratan,  doğruyu  gösteren,  rızık veren, bu fiillere ve bütün her şeye gücü yeten; neticede kulluk edilmeye yegâne hak  sahibi  olan  Yüce  Varlık’tır.  


Tevhid ilkesi çerçevesinde Hz. İbrahim’in (a.s.) Rab tarif et tiği şu ayetlerde görüldüğü gibi , Rab isminin içeriği ile alakalı esmalara işaret etmektedir

Şuara 26/77 İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
إِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ
Fe innehüm adüvvül li illa rabbel alemın
Hâlık (yaratan) ve  (Hâdî) yol gösteren
Şuara 26/ 78. "Beni yaratan ve bana yol gösteren O'dur."
الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ
Ellezî halakanî fe huve yehdîni.
Râzık(rızık veren)
 Şuara 26/ 79."Beni yediren ve içiren O'dur."
وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ
Vellezî huve yut’ımunî ve yeskîni.

Şuara 26/ 80  "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;"
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
Ve iza meridtü fe hüve yeşfı

Şuara 26/ 81"Beni öldüren ve sonra dirilten O'dur."
وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ
Vellezî yumîtunî summe yuhyîni.

Şuara 26/ 82." Yargı gününde, kusurlarımı  bağışlayacağını umduğum da O'dur."
وَالَّذِي أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ
Vellezî atmeu en yagfira lî hatîetî yevmed dîn(dîni).

---------------------
Hak ,batıl arasındaki  cizgisini ilahi vahiyle eğiten öğreten Rab isminin tecelisidir

Şuara 26/83 Ey Rabbim! Bana doğruyla eğrinin ne olduğuna hükmedebilme bilgi ve yeteneğini bağışla ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat
رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Rabbi heb lî hukmen ve elhıknî bis sâlihîn

Şu’arâ, 26/84  Rabbim Arkadan gelecekler içinde iyilikle anılmayı bana nasip eyle!”
وَاجْعَل لِّي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ
Vec’al lî lisâne sıdkın fîl âhırîn(âhırîne).
---------------------------
O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rabler edinmemeyi öğütler
 Kur’an, Rab kelimesi hakkında doğru olmayan bu ortak kullanımı düzeltmeyi, sadece Yüce Allah için kullanılabileceği gerçeğini ortaya koymayı hedeflemişti

 Enam 6/164  De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun

Bakara 2/ 21 Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri halk eden/yaratan Rabbinize kulluk edin ki  takvâ sahibi olasınız. Allah'ın azâbından kendinizi kurtarmış olursunuz."
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ya eyyühen nasu´büdu rabbekümüllezi halekaküm vellezıne min kabliküm lealleküm tettekun
---------------
Malik,efendi. Allah'a izafe edilince, sahip (mâlik) manasını taşır
Ebû Hureyre’den rivayet edilen rivayette ,Köle efendisine/sahibine “Rabbim” demesin.”Hz. Peygamber, kölenin sahibine Rabbim  diye hitap etmesini yasaklamıştır.

Yusuf 12/101"Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada da âhirette de Velî'm sensin. Beni müslüman/sana teslim olmuş olarak öldür ve beni barışsever hayırlı kullar arasına kat."
رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ Vel âhıreh(âhıreti), teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn(sâlihîne).
Terbiyenin tarifi: Bir şeyi basit halinden kemal noktasına doğru aşama aşama inşa edip geliştirmektir.Rab isminin en belirgin tarifi kuranda geçmektedir
-------------------
Rabler edinmeme noktası Allahtan başka kimseye Rablik verilemez

Rab, kelimesinin çoğulu erbâb’tır Kur’an erbâb edinmeyi yasaklamıştır  

 Ehl-i Kitap,ilahlaştırılan  putlar, insanlar ve melekler ,peygamberlerini Rab edinerek şirke düşmenin yanı sıra, Kureyş ve sabiîlerin yaptıkları gibi melekleri de Rab edinerek şirke düşmüşlerdir.

Ali-imran 3/80 O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?
وَلاَ يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ve la ye´müraküm en tettehizül melaikete ve nebiyyıne erbaba* e ye´müruküm bil küfri ba´de iz entüm müslimun


Rab sıfatını başkaları veya kendisinde görenler  helal olanı  haram,  haram  olanı  da  helal  kılmalarını Allah'ın ait olanı başkasına vermektir
Rabler edinerek  haham ve rahiplerin gerçekte Allah'ın Rabbiliğini görmezler

Ali-imran 3/84 De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."

Tevbe 9/30 Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللّهِ وَقَالَتْ النَّصَارَى الْمَسِيحُ ابْنُ اللّهِ ذَلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَاهِهِمْ يُضَاهِؤُونَ قَوْلَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبْلُ قَاتَلَهُمُ اللّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
Ve kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesihubnüllah zalike kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezıne keferu min kabl katellehümullahü enna yü´fekun


Tevbe 9/31 Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle  emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesihabne meryem ve ma ümiru illa li ya´büdu ilahev vahıda la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun


Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması

Fussilet 41/53 Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Se nurîhim âyâtinâ fîl âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehul hakku, e ve lem yekfi bi rabbike ennehu alâ kulli şey’in şehîd

Yaptıklarımızın yaptırıcısını  kime uygunsa bizim Rabbimiz odur.

Rab; fiillerinden   kişiye yaptığını yaptıran, yapmayıp terk ettiğini terk ettiren varlık demektir.
Yaptıklarımızın tümünü bize yaptıran, bizim hayatımızda egemen olan güç, sebep, saik, otorite neyse bizim Rabbimiz odur.
Meselâ eğer ben bu kardeşlerime buraya toplamamda   bana değer verirler, beni alkışlarlar.meşhur olma  niyetiyle gelmiş anlatıyorsam benim Rabbim bu istediğim şeylerdir.
Ben kendi hayatımı ,kendim belirlerim demiş olurum ve dilediğini yapabileceğine inanmış olurum Allah'ın arzularıyla, kendi  arzum çatıştığı zaman ,Allah’ın arzuları tercih edilecek ki sonunda Allah’tan başka Rabbimiz yok diyebilelim.

------------------------
Onlar Allah'ın gökte İlah olduğunu reddetmiyorlardı fakat yerde Rab oluşunu ve hayatlarına her an müdahil oluşunu reddediyorlardı.

Firavun'unda reddettiği Allah'ın;Uluhiyeti değil! Rububiyeti idi!Onun için inkârını;"ben en büyük ilahınızım" şeklinde değil!ben sizin en büyük Rabbinizim"şeklinde dile getiriyordu.

Naziat 79/24 :  Dedi ki: "Sizin en yüce rabbiniz benim.
فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.

Kur'an da dualar "RABBENA"  diye başlarken, Gelenekte "ALLAHUMME" diye yapılır.Hatta bu sonradan salavatların başına da konmuştur. bir sakıncası var mı? Yok fakat Kur'an'da   Rabbimizin bize öğrettiği şekilde dualarımızın başına Allah'ım kelimesi yerine Rabbena veya  Rabbim dememiz Kur'an'a göre daha uygundur.
Kuran da RAB ismi ile yanyana anılan iki isim vardır
 RAHİM   diğeri
 GAFUR esmalarıdır.
O nasıl bir Rab?
Yarattıklarını terbiye eden bir Rabdir. yarattıklarını isterse rahmeti ile isterse gazabı ile terbiye eder,isterse lütfuyla isterse kahrıyla terbiye eder,isterse cemali ile isterse Celali ile terbiye eder,fakat O yarattıklarını terbiyesini reddetmedikleri Onun Rubûbiyetine ihanet etmedikleri sürece rahmeti ile terbiye eder.

Sebe 34/ 15:  Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de gafur kusurları örten çok bağışlayıcı bir Rabdir.”
لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِي مَسْكَنِهِمْ آيَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ
Lekad kâne li sebein fî meskenihim âyetun, cennetâni an yemînin ve şimâlin, kulû min rızkı rabbikum veşkurû lehu, beldetun tayyibetun ve rabbun gafûr

Sebe 34/ 16:Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da  sidr ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.
فَأَعْرَضُوا فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَى أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَيْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ
Fe a’radû fe erselnâ aleyhim seylel arimi ve beddelnâhum bi cenneteyhim cenneteyni zevâtey ukulin hamtın ve eslin ve şeyin min sidrin kalîl

Sidr / sedir ağacı iki çeşittir. Kara sidr hiçbir yararlı tarafı olmayan bir ağaçtır. Yaprakları sabun yerine yıkanmak için dahî kullanılmaz. Buruk acı bir meyvesi vardır, yenilmez. Bu ağaca aynı zamanda «Eddal» denilir. İkinci sidr ise su kenarlarında biter. Meyvesine nebk (veya nebuk) denilir. Yapraklan sadece sabun yerine kullanılır yenilmez

O nasıl bir Rab? âlemlerin Rabbidir


O gafur bir Rabdir, yani tarifsiz bağışlayıcı olan yine tarifsiz bir terbiye edicidir.  zira terbiyeye  muhtaç olan kusurludur,zaten kusurlu olmasa terbiyeye muhtaç olmazdı,terbiyeye muhtaç ki terbiye ediliyordu.

Şuarâ, 26/24: Dedi ki :“O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir.Eğer yakîn gerçekten  inanırsanız bu böyledir.
قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا إن كُنتُم مُّوقِنِينَ
Kâle rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkınîn(mûkınîne).

Kuran'da  "gökler ve yer" kalıbı bütün bir evreni,"bunlar arasındaki her şey" ibaresi de evrende yer alan; görünür görünmez,bilinir bilinmez,hacimli hacimsiz,canlı cansız,şuurlu şuursuz her bir varlığı kapsamaktadır,yani Allah'ın âlemlerin Rabbi olması bütün yaratılmışların ve evrenin Rabbi olmasını ifade eder.


-------------------
-Rab olan Allah insanı kulluğu üzerinden terbiye eder.


Bizler namaz kılarız

O bizi namaz üzerinden terbiye eder namazı bir imtihan kılar namaza karşı hassasiyetimiz üzerinden sınar bizi namaz içinde gelen vesvese de o imtihanın bir parçası olur.
 Bizler infak ederiz.
O yaptığımız infak üzerinden bizi terbiye eder bazen yardım yaptığımız kişiyi başımıza musallat ederek terbiye eder bazen kendisi sayesinde infak yaptığımız servetimiz üzerinden terbiye eder.
İtaatimiz ibadetlerimiz iyiliklerimiz salih amellerimiz üzerinden bizi terbiye eder
 onun için yaptığımızı zannettiğimiz kulluğu  O sonsuz rubûbiyeti ile bizi terbiye etme de kullanarak nasıl Rahim bir Rab olduğunu gösterir.

Bakara 2/ 21 Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri halk eden/yaratan Rabbinize kulluk edin ki  takvâ sahibi olasınız. Allah'ın azâbından kendinizi kurtarmış olursunuz."
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ya eyyühen nasu´büdu rabbekümüllezi halekaküm vellezıne min kabliküm lealleküm tettekun
İnsan,Rabbi olan Allah'a kulluk etmekle bir karşılık bekleyecek durumda değildir.
Rabbimize  yaptığı kullukAlacağına karşılık için değil Sahip oldularının  karşılıgıdır!
 İnsan başta varlığını olmak üzere her şeyini Rabbine borçludur
Kulluk etmesi borçunu ödemesi anlamına da gelmez.kulluk ederken,alacağı her nefesi yaşadığı her anı
kullukta kullanacağı her organı kalbinin her atışı yeni bir borçtur!

BORÇ BORÇLA ÖDENMEZ
O halde Allah'ın istediği kulunun borcunu ödemesi değil borçlu olduğunun bilincinde olması ve bunu itiraf etmesidir

İnfitar 82/6. Ey insan! İhsanı bol Kerim olan Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?
يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
Yâ eyyuhâl insânu mâ garrake bi rabbikel kerîm

Tüm peygamberlerin duada dilindeki tek isim Rabb'dır


Meryem 19/ 4 “Ey Rabbim,” dedi, “Vücudumda kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ey Rabbim, sana ettiğim dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.”
قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
Kâle rabbî innî ve henel azmu minnî veştealer re’su şeyben ve lem ekun bi duâike rabbî şakıyyâ

Hud,11/ 47- Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum!
قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَإِلاَّ تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُن مِّنَ الْخَاسِرِينَ
Kâle rabbi innî eûzu bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilmuvve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn

Kasas 28/16: Dedi ki;. “Rabbim! Şüphesiz ben kendime zulmettim. Beni mağfiret et. Allah da onu mağfiret etti. Şüphesiz O, gaffâr'dır mağfiret isteyen kullarının çirkinlikleri  örter ve ayıpları  gizler çok bağışlar,Rahim tecellisi ile böyle kullarına  ikramı boldur, çok merhamet edendir
قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Kâle rabbi innî zalemtu nefsî fagfirlî fe gafera lehu, innehu huvel gafûrur rahîm

Araf 7/ 23 “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik,eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz.”
قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn

Zümer 39 /8:İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre daha yaşayıp geçin! Şüphesiz sen ateşin halkındansın..
وَإِذَا مَسَّ الْإِنسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِيَ مَا كَانَ يَدْعُو إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا إِنَّكَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ
e izâ messel insâne durrun deâ rabbehu munîben ileyhi summe izâ havvelehu ni’meten minhu nesiye mâ kâne yed’û ileyhi min kablu ve ceale lillâhi endâden li yudılle an sebîlihi, kul temetta’ bi kufrike kalîlen inneke min ashâbin nâr

Oturup bir düşünmek lazım, gerçekten musibet hangisidir.
Kişinin musibet gördüğü şey mi yoksa musibetsizlik mi?
Düşünün birincisi kişiyi Allah'a yaklaştırıyor yalvarıp yakartıyor
ikincisise insanı Allah'tan uzaklaştırıyor.
Hangisini tercih etmeli?.....
---------------------
İslam büyükleri musubetlere yani acı veren imtihana ŞEFKAT TOKATI adını verirlermiş. 
Buna şöyle bir örnek verirler;
Bir anneyi düşünen aklı tam etmeyen bir çocuğa anne, sınırlar koyar. 
Mesela ateşe giderken uçuruma doğru giderken sınırlar koysa, bu çocuk için kısıtlama mıdır? özgürlük engelli midir ki?
Ya da ateşe veya uçuruma giderken anne atlasa çocuğunun üzerine, kurtarmak için kapaklansa,
Bu o çocuğu dövmek midir? ezmek midir ki?
Başımıza gelen musibetleri de işte bu bağlamda değerlendirmemiz gerekiyor
İşte Rabb isminin  tecellilerinden biri de kullarını ŞEFKAT TOKATIYLA TERBİYE EDİŞİDİR.
 kayıtsız ,şartsız Rabbimize  teslim olmaktır.
Bakara 2 /131Rabbi, O'na: "Bana teslim ol!" dediğinde; "Sana, bütün alemlerin Rabbine teslim oldum!" diye cevap verdi.
إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
İz kale lehu rabbühu eslim kale eslemtü li rabbil alemin,

İNANCI TESLİM ALMAK DEĞİL.

Ankebut Suresi, 29/ 63:Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. “De ki; “Her şeyi güzel yapmak Hamid olan Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ مِن بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
Ve le in seeltehum men nezzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda min ba’di mevtihâ le yekûlunnallâhu, kulil hamdu lillâhi, bel ekseruhum lâ ya’kılûn

Allah'dan başka hiçbir varlığın sahip çıkamayacağı çok büyük varlıklara ve muhatapların dikkatine sunulmasında  hatırlatmarıyla  kendilerince rabler edindikleri şeylerin de Rabbi olduğunu toplum tarafından  önem atfedilen isimlere muzaf yaparak da zikretmiştilmiştir

Alemlerin Rabbi / Göklerin  ve Yerin Sabahın Rabbi Doğuların ve Batıların  Rabbi arşın Rabbi/Şira Yıldızın Rabbi ,İzzetin Rabbi Kâ‘be’nin Rabbi /Mekke’nin Rabbi Musa ve Harunun Rabbi

Safat 37/ 5 Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir, doğuların da Rabbi'dir.
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ
Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarık

Casiye 45/36 Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
فَلِلَّهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَرَبِّ الْأَرْضِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Fe lillahil hamdü rabbis semavati ve rabbil erdi rabbil alemın

Müşriklerin taptığı Şi‘râ yıldızı
Necm 53/49 Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
Ve ennehu huve rabbuş şı´ra

Araf 7/122 Mûsa ve Harûn’un Rabbine
رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ
Rabbi musa ve harun

Şuara 26 /48
Mûsa ve Harûn’un Rabbine
رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ
Rabbi musa ve harun

Kureyş 106/3 Şu evin (Kabe'nin) Rabbine ibadet etsinler,
فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ
Felya´büdu rabbe hazelbeyt

Neml 27/91  (De ki:) "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum."
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
İnnema ümirtü en a´büde rabbe hazihil beldetillezi harrameha ve lehu küllü şey´iv ve ümirtü en ekune minel müslimın

Tevhid ilkesi gereğince Yüce Allah’ın icraat ve özelliklerini tanıtmak bazı isimleri  ilave edilmeyi zorunlu kılar.  Allah lafzı, net belirgin  anlam ,dil ve bakımından bu kullanım için müsait değildir, yani tamlanan olamaz.âlemlerin Rabbi yerine Allahı anlatacak lafzatullahı tanımlayacak en yakın isimleriyle oda Rab ismiyle  verilmiştir

Ey Rabbimiz olan Allah'ımız
 
Ey yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi!
Ey âlemlerin Rabbi!
Ey benim Rabb’im!
Ey Bütün kâinatın Rabbi
Ey terbiye eden!
Ey terbiyenle bizi olgunluğa  eriştir !

Ey Rabbimiz olan Allah'ımız

Ey güneşin ve ay’ın Rabbi!
Ey rüzgarın ve yağmurun Rabbi!
Ey doğunun ve batının Rabbi!
Ey gecenin ve gündüzün Rabbi!

Ey Rabbimiz olan Allah'ımız

Ey öncekilerin ve sonrakilerin Rabbi!
Ey dünyanın ve Ahiretin Rabbi!
Ey hayatın ve ölümün Rabbi!

Ey her şeyi ölçüyle Yaratan!
Ey terbiyei ile yol Gösteren!
Ey mülkünde ortağı Olmayan!

Bütün hamdlar Sanadır!
Bizi bir damla sudan Yaratan
ve şekil veren Sensin Rabb’im!
Bütün hamdlar Sanadır!
Bize hayat veren; Bize ruh veren;

Sensin Rabb’im!
Sanadır bütün hamdlar!

Sen Rabb’sın! En büyük terbiye edici Sensin  
Münkerden,fahşadan  alıkoyan
Salatla terbiye et ruhumuzu !
Rabb Adınla beni öyle  terbiye et ki !

İşte o gün; Tek başıma,
Yapayalnız Gelmeden önce  Senin Kapına;
Bütün hayatım ölümüm ,kurbanım Rabbim  “ALLAH” için yaşayanlar dan eyle   

Âmin! Âmin! Âmin!
V’el hamdülillahi Rabbil Âlemin!

 

Hiç yorum yok: