Rabbimiz kendisini, indirdiği kitabında nasıl tanıtıyorsa,İnsan
kendinden hiçbir şey katmadan kitaptan öğrendiği kadarıyla tanıyıp
anlatacak.Rabbinin hem öğretisi , hem eğitimi üzerinden bilinc ve
suurlu kulluk edecektir .
Kur'an Allah hakkında bilmeden konuşmanın şeytan işi bir sapma olduğunu dile getirir
Allah’ı tartışma konusu yapmanın, çok büyük bir cüret ve haddini bilmezlik olduğunu hatırlatır
Hac 22/3 İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.
وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَّرِيدٍ
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytânin merîd(merîdin).
Vahiy Allah’ı Tanıtan En İyi Kılavuzdur
Allah hakkında konuşmak için kişi mutlaka, “bir rehber ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmalıdır
Hac 22/8 İnsanlardan kimi, hiç bir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır durur.
وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
Kur’an, Allah hakkında bilir-bilmez konuşmayı açıkça yasaklar:
Araf
7/33 De ki: «Rabbim, ancak açık, gizli bütün hayasızlıkları, her türlü
günahı, haksız yere isyanı ve Allah'a, hiçbir zaman bir delil
indirmediği herhangi birşeyi ortak koşmanızı ve Allah'a bilmediğiniz
şeyler yakıştırmanızı yasakladı.
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ
الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالإِثْمَ وَالْبَغْيَ
بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُواْ بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ
سُلْطَانًا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Kul
innemâ harrame rabbiyel fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batane vel isme
vel bagye bi gayril hakkı ve en tuşrikû billâhi mâ lem yunezzil bihî
sultânen ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn
Allah hakkında hiçbir akıl yürütme, hiçbir tartışma, sahibini kesin bilgiye götüremez.
Bu en iyi ihtimalle bir zandır ve Allah hakkında yakîn bilgi dururken zanların peşine düşmek, zanların en kötüsüdür
Bakara
2/168 Ey insanlar, yeryüzündeki şeylerden helal ve temiz olmak şartı
ile yiyin şeytanın izini takip etmeyin. Çünkü Gerçekte o, sizin için
açık bir düşmandır.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي
الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ
إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Yâ eyyuhen nâsu kulû mimmâ fîl ardı halâlen tayyiben, ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn
Bakara 2/169 O Size yalnızca kötülügü çirkin hayasızlığı ve Allaha karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاء وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
İnnemâ ye’murukum bis sûi vel fahşâi ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Kur’an bu durumu ''Allah hakkında kötü zan besleme'' olarak niteler ''fenalığın girdabını boylasınlar'' diyerek mahkûm eder
Fetih
48/6:Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklerle münafık
kadınlara ve müşrik erkeklerle müşrik kadınlara da azap etmesi için Kötü
felaket başlarına gelsin diye Allah onlara gazab etmiş, onları
lanetlemiş ve kendileri için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir
varış yeridir.
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ
وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّانِّينَ بِاللَّهِ ظَنَّ السَّوْءِ
عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ
وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيرًا
Ve yuazzibel
munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi
zannes sev’i aleyhim dâiratus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum
ve eadde lehum cehennem(cehenneme), ve sâet masîrâ
Hac
sûresinin 8. ayetinde geçen Allah’ı bize tanıtan “rehber” Allah
Rasûlü, “aydınlatıcı bir kitab” ise Kur’an’dır. Allah, vahiy yoluyla
zatı hakkında insana bilgi sunmuştur. Şu halde insan, Allah’ı kendi
tanıttığı gibi tanımak zorundadır:
1-Allah’ı, siz bilmiyorken size bildirdiği gibi anın
Bakara 2/239 Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
فَإنْ
خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ
اللّهَ كَمَا ﴾عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ, fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn
2-O’nun güzel isimleri vardır: O’nu onlarla anın
Araf
7-180- En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır. O halde O'na o
güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri
bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.
وَلِلّهِ
الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ
فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Ve lillâhil esmâul husnâ fed’uhu bihâ ve zerûllezîne yulhıdûne fî esmâih(esmâihî), se yuczevne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
3- Allah’ı, siz bilmiyorken size bildirdiği gibi anın
Bakara 2/239 Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
فَإنْ
خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ
اللّهَ كَمَا ﴾عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ, fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn
Artık O’nu, size gösterdiği gibi anın!
Bakara
2/198 Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur.
Arafat’tan sel gibi akın akın Meş’ar-i Haram yanında Müzdelife’de
Allah’ı zikredin. Onu, size nasıl gösterdi ise ,öyle anın.Doğrusu siz
onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُواْ فَضْلاً مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَا
أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُواْ اللّهَ عِندَ الْمَشْعَرِ
الْحَرَامِ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدَاكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِ
لَمِنَ الضَّآلِّينَ
Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min
rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril
harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined
dâllîn
O kendisini nasıl bilmemiz gerektiğini bize öğretmiştir.
Çünkü̈ insanı O yarattığı gibi, yarattığı insana beyan yeteneğini de o vermiştir
Alak 96 /4 Ki O, kalem ile öğretti.
الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
Elleziy ´alleme bilkale
Alak 96 / 5 İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
Allemel´insane ma lem ya´lem
Ayette geçen ta’lim-i beyan, “bir şey hakkında düşünme ve düşündüğünü ifade etme yeteneği”dir. Allah
hakkında, kendisi hakkında, diğer varlıklar hakkında tasavvur
ettiklerini, düşündüklerini, inandıklarını, anladıklarını ifade etme
yeteneğinin tümü̈ bu kapsama girer.
Rahman 55/1- Rahmân
الرَّحْمَنُ
Er rahmân
Rahman 55/2- Kur’an’ı öğretti.-
عَلَّمَ الْقُرْآنَ
Allemel kur’ân
Rahman 55/3. İnsanı yarattı.
خَلَقَ الْإِنسَانَ
Halakal insân
Rahman 55/4. Ona beyanı öğretti.
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Allemehul beyân
Allah Şirk konusunda, peygamberleri bile uyarılmıştır
Zümer
39 /65 :Andolsun, sana ve senden önceki elçillere şöyle vahyedildi:
“Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette
hüsrana uğrayanlardan olursun.”
وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَيْكَ
وَإِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ
وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn
Zümer 39 /66: Hayır. Sen yalnızca Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.
بَلِ اللَّهَ فَاعْبُدْ وَكُن مِّنْ الشَّاكِرِينَ
Belillâhe fa’bud ve kun mineş şâkirîn
Kehf
18/110 De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin gibi sadece bir beşerim. ;
yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahy olunuyor. Kim
Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve " Rabbine
ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."
قُلْ إِنَّمَا أَنَا
بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ
فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا
يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
Kul innema ene beşerum
mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahid fe men kane yercu
likae rabbihı felya´mel amelen salihav ve la yüşrik bi ıbadeti rabbihı
ehada
Âl-i İmran 3/ 79 Allah'ın kendisine
kitap, hikmet ve nubuvvet vermiş olduğu hiçbir kişinin kalkıp da
insanlara: «Allah'a değil bana kul olun» diyebilme yetkisi yoktur.
Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap
uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن
يُؤْتِيَهُ اللّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ
لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادًا لِّي مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِن كُونُواْ
رَبَّانِيِّينَ بِمَا ﴾كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنتُمْ
تَدْرُسُونَ ﴿٧٩
Mâ kâne li beşerin en yu’tiyehullâhul kitâbe vel
hukme ven nubuvvete summe yekûle lin nâsi kûnû ıbâden lî min dûnillâhi
ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bi mâ kuntum tuallimûnel kitâbe ve bimâ
kuntum tedrusûn
Âl-i İmran 3 / 80: O,kişi melekleri ve
nebileri Rabler edinmenizi emretmez. Siz,Allah'a teslim=müslüman
olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?
وَلاَ يَأْمُرَكُمْ
أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا
أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ve la ye´müraküm en tettehizül melaikete ve nebiyyıne erbaba* e ye´müruküm bil küfri ba´de iz entüm müslimun
İnsanlar edindikleri önderlerin emirlerine uyarak kulluk yapmak isterler
Aşagğıdaki
iki ayette geçen rabb kelimelerinin çoğulu olan "erbâb” lafızları,
toplulukların ve milletlerin önder ve rehber edindikleri kimselere
işaret etmektedir. İnsanlar bu önderlerin emirlerine uyarlar,
yasaklarından kaçınırlar ve onların koydukları kural ve kaidelere de
uyarlar; onların hiç bir delile dayanmaksızın ileri sürdükleri helâl ve
haram gibi değerlendirmelerini de kabul ederler.Bu liderlerin her sözü
yada dünyada ferahlığı ahirette cenneti kazanmak için ilave namazlar
,sabah akşam okumalarını emrettiklerini haram helal ne demişlerse
harfiyyen yerine getirmeye çalışmaları İşte Yüce Allah, onların
gerçek rabb olmayıp diğer insanlar gibi aciz birer insan olduklarını
haber veriyor.
Enam 6/164 De ki: "O, her şeyin
Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis,
kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir
başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size
hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ
أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ
كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى
ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ
تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli
şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra
uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi
tahtelifun
Elçiler hayatları boyunca tevhide Allah'tan başka rab olmadığına davet etmişlerdir
Âl-i
İmran 3/64 De ki: "Ey Kitap Ehli, Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu
söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi
ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler
edinmeyelim Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz
gerçekten Allah’a teslim olmuş kimseleriz. "(biz müslümanlarız) deyiniz.
قُلْ
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا
وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن
تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Kul ya
ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevaim beynena ve beyneküm ella
na´büde ilellahe ve la nüşrike bihi şey´ev ve la yettehıze ba´duna
ba´dan erbabem min dunillah* fe in tevellev fe kulüşhedu bi enna
müslimun
Allah , Kur’an-ı Kerim’de kendini tanımladığı şekildedir.
Kur’an vahyine dayanan orijinal el-Esmâu’l-Husnâ çalışmaları ile anlaşılmalıdır
Zuhruf 43/44.Bu senin ve halkın için bir zikirdir ve bundan mutlaka sorguya çekileceksiniz
وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ
Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik, ve sevfe tus'elun.
İman
ettiğini söyleyen insan, kalbini Rahman olan Allah’ın zikrinden uzak
tutmamalı, Rabb’iyle arasındaki bağı gevşetmemeli, cahiliyenin sapkın
inançlarının kalıntılarını kalbinden temizlemeli. Kalp, insanı samimi
imandan alıkoyan engellerden arındırılmalı. Gerçek anlamda temiz,
arınmış, selim kalp de budur. Kalbe sindirilecek olan, Allah’ın
kudretinin bilincinde yaşanan gerçek inançtır.
Kuranı kerim’in en önemli özelliği bizi hep delille düşünerek, anlayarak yaşamaya çağırmasıdır.
insan
Allah'ın sıfatlarını yeterince kavrayamadığı zaman Allah'a haşyet
duymaz ,fakat Allah'ın gücüne, O'nun İlim, Hikmet, Kahhar, Cabbar gibi
sıfatlarına ne kadar vakıfsa Allah'dan o derece sorumluluk sahibi olur
Haddini bilir Alah hakkında saygısı sevgisi bilinli olur.
Bir
kimse tahsil görmüş"allame-i cihan" olsa bile Allah'ın sıfatlarından
habersizse eğer, o kimse cahildir.Fakat bir kimse hiçbir tahsil görmemiş
olsa bile Allahın tanıttığı gibi Allah'ın sıfatlarını biliyor ve O'nun
içinde Allahı hakkıyla takdir edebileceği için o kimse ilim ehlidir.
Hasan Basri (r.a) ,
"alim, Allah'ı görmediği halde korkan, Allah'ın sevdiğini seven ve
Allah'ın sevmediğinden uzak kalan kimsedir" diye buyurmuştur. Bu ayet
böyle kimselere işaret etmektedir. Vahiyle Allah ın gösterdiği gibi
gündemde tutanlar. Onun ne kadar Gücü mükemmel, şerefi yüksek oldugu
hisseder. Allah hakkındaki bilgisiz yanlış tasavurlarından vazgeçerek
gerceği görenlerin günahlarını örterek bağışlar
Bu ayetteki "alim" ifadesi ile, Kur'an ile dini bilgiye sahip olduğu ölçüde, içinde Allah korkusu taşıyorsa, o zaman ayetin bahsettiği "alim" sınıfına girer.
Fâtır
35/28 : İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da , böyle renkleri
değişik olanlar vardır.Allah'tan ancak bilgili kulları içleri
titreyerek-.haşyet duyar. Şüphesiz ki Allah El Azîz' Gücü mükemmel,
şerefi yüksek olandır ,El-gafûr dönüş yapanların suçları
örterek,bağışlayandır.
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ
وَالْأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ
مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
Ve minen nâsi ved devâbbi vel en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlike, innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu, innallâhe azîzun gafûr
Delil bir şeye götüren, onu gösteren ya da ona işaret eden alamettir.
Yani
yaptığınızı kulluk körü körüne, rast gele, bilgisizce, dışınızdan ya da
içinizden kör bir güdü ile değil, niçin yaptığınızı bilerek, öyle
yapılması gerektiğini anlayarak bir delille yapı
Delille hareket
eden insan, aklını kullanabilen, delili okuyabilen ve önünü görebilen
insandır. Güdülen, yularından çekilen, sevk edilen değil. Kuranıkerim’in
bizatihi kendisi delildir. Onun her bir cümlesi de tek tek ‘ayet’ diye
isimlenir ki, ayet de işaret, gösterge ve delil demektir.
Enfal
8/42 O gün siz vadiye en yakın ,onlar ise en uzak yamaçta
bulunuyorlardı. Kervan ise sizden daha aşağıda bulunuyordu. Eğer bir
yerde sözleşmiş olsaydınız belki sözleştiğiniz vakitte buluşamazdınız.
Ancak Allah, helak olanın apaçık bir delille helak olması yaşayanın da
apaçık bir delille yaşaması için yapılması kesinleşmiş olan işi yaptı
Muhakkak ki Allah duyandır, bilendir.
إِذْ أَنتُم
بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَى وَالرَّكْبُ
أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتَّمْ لاَخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ
وَلَكِن لِّيَقْضِيَ اللّهُ أَمْراً كَانَ مَفْعُولاً لِّيَهْلِكَ مَنْ
هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ وَإِنَّ اللّهَ
لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
İz entum bil udvetid dunyâ ve hum bil udvetil
kusvâ ver rekbu esfele minkum, ve lev tevâadtum lehteleftum fîl mîâdi ve
lâkin li yakdiyallâhu emren kâne mef'ûlen li yehlike men heleke an
beyyinetin ve yahyâ men hayye an beyyineh (beyyinetin), ve innallâhe le
semîun alîm
Allah'ın vahiyle bildirdiği bilgiler birer
ayettir.Bu ayetler her esmasının yansıması tecellisi İnsanın dış
çevresinde ve kendi iç âleminde okuduğu âyetler, ona bir yaratıcının
olduğunu haber verir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder