16 Şubat 2020 Pazar

1-Rabbimiz Allah’ı Kur’an ile Tanımak

Rabbimiz kendisini, indirdiği kitabında nasıl tanıtıyorsa,İnsan kendinden hiçbir şey katmadan kitaptan öğrendiği kadarıyla tanıyıp anlatacak.Rabbinin hem öğretisi , hem eğitimi üzerinden  bilinc ve suurlu  kulluk edecektir .


Kur'an Allah hakkında bilmeden konuşmanın şeytan işi bir sapma olduğunu dile getirir
Allah’ı tartışma konusu yapmanın, çok büyük  bir cüret ve haddini bilmezlik olduğunu hatırlatır

Hac 22/3 İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır.
وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَّرِيدٍ
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytânin merîd(merîdin).

Vahiy Allah’ı Tanıtan En İyi Kılavuzdur

Allah hakkında konuşmak için kişi mutlaka, “bir rehber ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmalıdır
Hac 22/8 İnsanlardan kimi, hiç bir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır durur.
وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ
Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).

Kur’an, Allah hakkında bilir-bilmez konuşmayı açıkça yasaklar:

Araf 7/33 De ki: «Rabbim, ancak açık, gizli bütün hayasızlıkları, her türlü günahı, haksız yere isyanı ve Allah'a, hiçbir zaman bir delil indirmediği herhangi birşeyi ortak koşmanızı ve Allah'a bilmediğiniz şeyler yakıştırmanızı yasakladı.
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالإِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُواْ بِاللّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
Kul innemâ harrame rabbiyel fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batane vel isme vel bagye bi gayril hakkı ve en tuşrikû billâhi mâ lem yunezzil bihî sultânen ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn

Allah hakkında  hiçbir akıl yürütme, hiçbir tartışma, sahibini kesin bilgiye götüremez.
 Bu en iyi ihtimalle bir zandır ve Allah hakkında yakîn bilgi dururken zanların peşine düşmek, zanların en kötüsüdür

Bakara 2/168 Ey insanlar, yeryüzündeki şeylerden helal ve temiz olmak şartı ile yiyin şeytanın izini takip etmeyin. Çünkü Gerçekte o, sizin için açık bir düşmandır.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُواْ مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّباً وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Yâ eyyuhen nâsu kulû mimmâ fîl ardı halâlen tayyiben, ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn

Bakara 2/169 O Size yalnızca kötülügü çirkin hayasızlığı ve Allaha karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاء وَأَن تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ مَا لاَ تَعْلَمُونَ
İnnemâ ye’murukum bis sûi vel fahşâi ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Kur’an bu durumu ''Allah hakkında kötü zan besleme'' olarak niteler  ''fenalığın girdabını boylasınlar'' diyerek mahkûm eder

Fetih 48/6:Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınlara ve müşrik erkeklerle müşrik kadınlara da azap etmesi için Kötü felaket başlarına gelsin diye Allah onlara gazab etmiş, onları lanetlemiş ve kendileri için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir.
وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّانِّينَ بِاللَّهِ ظَنَّ السَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيرًا
Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiratus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennem(cehenneme), ve sâet masîrâ

 Hac sûresinin 8. ayetinde geçen Allah’ı bize tanıtan “rehber” Allah Rasûlü, “aydınlatıcı bir kitab” ise Kur’an’dır. Allah, vahiy yoluyla zatı hakkında insana bilgi sunmuştur. Şu halde insan, Allah’ı kendi tanıttığı gibi tanımak zorundadır:

1-Allah’ı, siz bilmiyorken size bildirdiği gibi anın
Bakara 2/239 Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ اللّهَ كَمَا ﴾عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ, fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn

2-O’nun güzel isimleri vardır: O’nu onlarla anın

Araf 7-180- En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.
وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
Ve lillâhil esmâul husnâ fed’uhu bihâ ve zerûllezîne yulhıdûne fî esmâih(esmâihî), se yuczevne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


3- Allah’ı, siz bilmiyorken size bildirdiği gibi anın

Bakara 2/239 Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ اللّهَ كَمَا ﴾عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ
Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ, fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn

Artık O’nu, size gösterdiği gibi anın!

Bakara 2/198 Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat’tan sel gibi akın akın Meş’ar-i Haram yanında Müzdelife’de Allah’ı zikredin. Onu, size nasıl gösterdi ise ,öyle anın.Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُواْ فَضْلاً مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَا أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُواْ اللّهَ عِندَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدَاكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِ لَمِنَ الضَّآلِّينَ
Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined dâllîn

O kendisini nasıl bilmemiz gerektiğini bize öğretmiştir.
Çünkü̈ insanı O yarattığı gibi, yarattığı insana beyan yeteneğini de o vermiştir

Alak 96 /4 Ki O, kalem ile öğretti.
الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
Elleziy ´alleme bilkale

Alak 96 / 5 İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
Allemel´insane ma lem ya´lem

Ayette geçen ta’lim-i beyan, “bir şey hakkında düşünme ve düşündüğünü ifade etme yeteneği”dir. Allah hakkında, kendisi hakkında, diğer varlıklar hakkında tasavvur ettiklerini, düşündüklerini, inandıklarını, anladıklarını ifade etme yeteneğinin tümü̈ bu kapsama girer.

Rahman 55/1- Rahmân
الرَّحْمَنُ
Er rahmân

Rahman  55/2- Kur’an’ı öğretti.-
عَلَّمَ الْقُرْآنَ
Allemel kur’ân

Rahman 55/3. İnsanı yarattı.
خَلَقَ الْإِنسَانَ
Halakal insân

Rahman  55/4. Ona beyanı öğretti.
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Allemehul beyân

Allah Şirk konusunda, peygamberleri  bile uyarılmıştır

 Zümer 39 /65 :Andolsun, sana ve senden önceki elçillere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun.”
وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَيْكَ وَإِلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn

Zümer 39 /66: Hayır. Sen yalnızca Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.
بَلِ اللَّهَ فَاعْبُدْ وَكُن مِّنْ الشَّاكِرِينَ
Belillâhe fa’bud ve kun mineş şâkirîn

Kehf 18/110 De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin gibi sadece bir beşerim. ; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahy olunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve " Rabbine ibadette  hiç kimseyi ortak tutmasın."
قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahid fe men kane yercu likae rabbihı felya´mel amelen salihav ve la yüşrik bi ıbadeti rabbihı ehada


Âl-i İmran 3/ 79 Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve   nubuvvet vermiş olduğu hiçbir kişinin kalkıp da insanlara: «Allah'a değil bana kul olun» diyebilme yetkisi yoktur. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ اللّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادًا لِّي مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِن كُونُواْ رَبَّانِيِّينَ بِمَا ﴾كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ ﴿٧٩
Mâ kâne li beşerin en yu’tiyehullâhul kitâbe vel hukme ven nubuvvete summe yekûle lin nâsi kûnû ıbâden lî min dûnillâhi ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bi mâ kuntum tuallimûnel kitâbe ve bimâ kuntum tedrusûn

Âl-i İmran 3 / 80: O,kişi  melekleri ve nebileri Rabler edinmenizi emretmez. Siz,Allah'a teslim=müslüman  olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?

وَلاَ يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ve la ye´müraküm en tettehizül melaikete ve nebiyyıne erbaba* e ye´müruküm bil küfri ba´de iz entüm müslimun

İnsanlar edindikleri  önderlerin emirlerine uyarak  kulluk yapmak isterler

Aşagğıdaki  iki ayette geçen rabb kelimelerinin çoğulu olan "erbâb” lafızları, toplulukların ve milletlerin önder ve rehber edindikleri kimselere işaret etmektedir. İnsanlar bu önderlerin emirlerine uyarlar, yasaklarından kaçınırlar ve onların koydukları kural ve kaidelere de uyarlar; onların hiç bir delile dayanmaksızın ileri sürdükleri helâl ve haram gibi değerlendirmelerini de kabul ederler.Bu liderlerin  her sözü  yada dünyada ferahlığı ahirette cenneti kazanmak için ilave  namazlar ,sabah akşam okumalarını emrettiklerini haram helal ne demişlerse harfiyyen  yerine getirmeye çalışmaları  İşte Yüce Allah, onların gerçek  rabb olmayıp diğer insanlar gibi aciz birer insan olduklarını haber veriyor.

 Enam 6/164  De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun

Elçiler hayatları boyunca tevhide  Allah'tan başka rab olmadığına davet etmişlerdir

Âl-i İmran 3/64 De ki: "Ey Kitap Ehli, Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler edinmeyelim Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Allah’a teslim olmuş kimseleriz. "(biz müslümanlarız) deyiniz.
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevaim beynena ve beyneküm ella na´büde ilellahe ve la nüşrike bihi şey´ev ve la yettehıze ba´duna ba´dan erbabem min dunillah* fe in tevellev fe kulüşhedu bi enna müslimun

Allah , Kur’an-ı Kerim’de  kendini tanımladığı şekildedir.

 Kur’an vahyine dayanan orijinal el-Esmâu’l-Husnâ çalışmaları ile anlaşılmalıdır

Zuhruf 43/44.Bu senin ve halkın için bir zikirdir ve bundan mutlaka sorguya çekileceksiniz

وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ
Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik, ve sevfe tus'elun.

 İman ettiğini söyleyen insan, kalbini Rahman olan Allah’ın zikrinden uzak tutmamalı, Rabb’iyle arasındaki bağı gevşetmemeli, cahiliyenin sapkın inançlarının kalıntılarını kalbinden temizlemeli. Kalp, insanı samimi imandan alıkoyan engellerden arındırılmalı. Gerçek anlamda temiz, arınmış, selim kalp de budur. Kalbe sindirilecek olan, Allah’ın kudretinin bilincinde yaşanan gerçek inançtır.

Kuranı kerim’in en önemli özelliği  bizi hep delille düşünerek, anlayarak yaşamaya çağırmasıdır.

insan Allah'ın sıfatlarını yeterince kavrayamadığı zaman Allah'a haşyet duymaz ,fakat Allah'ın gücüne, O'nun İlim, Hikmet, Kahhar, Cabbar gibi sıfatlarına ne kadar vakıfsa Allah'dan o derece sorumluluk sahibi olur Haddini bilir Alah hakkında saygısı sevgisi bilinli olur.

Bir kimse tahsil görmüş"allame-i cihan" olsa bile Allah'ın sıfatlarından habersizse eğer, o kimse cahildir.Fakat bir kimse hiçbir tahsil görmemiş olsa bile Allahın tanıttığı gibi Allah'ın sıfatlarını biliyor ve O'nun içinde Allahı hakkıyla takdir edebileceği için o kimse ilim ehlidir.

Hasan Basri (r.a) , "alim, Allah'ı görmediği halde korkan, Allah'ın sevdiğini seven ve Allah'ın sevmediğinden uzak kalan kimsedir" diye buyurmuştur. Bu ayet böyle kimselere işaret etmektedir. Vahiyle Allah ın  gösterdiği gibi gündemde tutanlar. Onun ne kadar Gücü mükemmel, şerefi yüksek oldugu hisseder. Allah hakkındaki bilgisiz yanlış tasavurlarından vazgeçerek gerceği görenlerin günahlarını örterek  bağışlar

Bu ayetteki "alim" ifadesi ile, Kur'an ile  dini bilgiye sahip olduğu ölçüde, içinde Allah korkusu taşıyorsa, o zaman ayetin bahsettiği "alim" sınıfına girer.

 Fâtır 35/28 : İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da , böyle renkleri değişik olanlar vardır.Allah'tan ancak bilgili kulları  içleri titreyerek-.haşyet duyar. Şüphesiz ki Allah El Azîz' Gücü mükemmel, şerefi yüksek olandır ,El-gafûr dönüş yapanların suçları örterek,bağışlayandır.
وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَابِّ وَالْأَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَانُهُ كَذَلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
Ve minen nâsi ved devâbbi vel en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlike, innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu, innallâhe azîzun gafûr


Delil bir şeye götüren, onu gösteren ya da ona işaret eden alamettir.
Yani yaptığınızı kulluk körü körüne, rast gele, bilgisizce, dışınızdan ya da içinizden kör bir güdü ile değil, niçin yaptığınızı bilerek, öyle yapılması gerektiğini anlayarak bir delille yapı
Delille hareket eden insan, aklını kullanabilen, delili okuyabilen ve önünü görebilen insandır. Güdülen, yularından çekilen, sevk edilen değil. Kuranıkerim’in bizatihi kendisi delildir. Onun her bir cümlesi de tek tek ‘ayet’ diye isimlenir ki, ayet de işaret, gösterge ve delil demektir.

 Enfal 8/42 O gün siz vadiye en yakın ,onlar ise en uzak yamaçta bulunuyorlardı. Kervan ise sizden daha aşağıda bulunuyordu. Eğer bir yerde sözleşmiş olsaydınız belki sözleştiğiniz vakitte buluşamazdınız. Ancak Allah, helak olanın apaçık bir delille helak olması yaşayanın da apaçık bir delille yaşaması için yapılması kesinleşmiş olan işi yaptı  Muhakkak ki Allah duyandır, bilendir.
إِذْ أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَى وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَلَوْ تَوَاعَدتَّمْ لاَخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ وَلَكِن لِّيَقْضِيَ اللّهُ أَمْراً كَانَ مَفْعُولاً لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَى مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ وَإِنَّ اللّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
İz entum bil udvetid dunyâ ve hum bil udvetil kusvâ ver rekbu esfele minkum, ve lev tevâadtum lehteleftum fîl mîâdi ve lâkin li yakdiyallâhu emren kâne mef'ûlen li yehlike men heleke an beyyinetin ve yahyâ men hayye an beyyineh (beyyinetin), ve innallâhe le semîun alîm

Allah'ın vahiyle bildirdiği bilgiler birer ayettir.Bu  ayetler her esmasının yansıması tecellisi   İnsanın dış çevresinde ve kendi iç âleminde okuduğu âyetler, ona bir yaratıcının olduğunu haber verir.



Hiç yorum yok: