Hamd âlemlerin Rabbine aittir.
Rab; terbiye eden, hüküm koyan, kanun vaz eden, yeryüzünde yarattığı her canlının hayat programını çizen, her varlığın kulluk programını belirleyen demektir.
Terbiyenin tarifi: Bir şeyi basit halinden kemal noktasına doğru aşama aşama inşa edip geliştirmektir.
Rab isminin en belirgin tarifi kuranda geçmektedir
Taha 25/ 49 Firavun, “Ey Mûsâ! Sizin Rabbiniz de kimmiş!” dedi.
قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَا مُوسَى
Kale fe mer rabbüküma ya musa
50-Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir.
قَالَ رَبُّنَا الَّذِي أَعْطَى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى
Kale rabbünellezi a´ta külle şey´in halkahu sümme heda
Rab; fiillerinden kişiye yaptığını yaptıran, yapmayıp terk ettiğini terk ettiren varlık demektir.
Yaptıklarımızın tümünü bize yaptıran, bizim hayatımızda egemen olan güç, sebep, saik, otorite neyse bizim Rabbimiz odur.
Yaptıklarımızın yaptırıcısını kime uygunsa bizim Rabbimiz odur.
Meselâ eğer ben bu kardeşlerime buraya toplamamda bana değer verirler, beni alkışlarlar.meşhur olma niyetiyle gelmiş anlatıyorsam benim Rabbim bu istediğim şeylerdir.
Ben Allah filan tanımam, Ben kendi hayatımı kendim belirlerim demiştir ve dilediğini yapabileceğine inanmıştır
Allah'ın arzularıyla bunların arzusu çatıştığı zaman Allah’ın arzuları tercih edilecek ki sonunda Allah’tan başka Rabbimiz yok diyebilelim.
Rab isminin fiilerini tanıtan Rab olan Allah'tır
En am 6/75. Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
76. Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: "Rabb'im budur." dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem." dedi.
77. Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur." dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum." dedi.
78. Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük." dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."
79. "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim."
Şirk Allah’ı inkar etmek değildir.Allah’ın yanına-çevresine ortaklar,veliler ve yedek ilahlar koyarak Allah’ı,kudretini dağıtmış göstermektir.
Zümer 39/3 Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: 'Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz' derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez..
أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِي مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ
Ela lillahid dinül halıs Vellezınettehazu min dunihı evliya´ ma na´büdühüm illa li yükarribuna ilellahi zülfa innellahe yahkümü beynehüm fı ma hüm fıhi yahtelifun innellahe la yehdı men hüve kazıbün keffar
Evet, Allah, insanı terbiye eder. Hem de bu öyle bir terbiye metodudur ki, “Aslâ adam olmaz!..” dediğiniz kişileri bile, bir gün kendine dost eder… Bir hırsız, bir yankesici, bir zehir satıcısı öyle terbiye olur ki, kimsenin görmek bile istemediği kömürleşmiş vicdanları bir gün, paha biçilmez pırlantalara dönüşür. Çünkü o “Rab”dır. Rabb’in kelime anlamı; “terbiye eden” demektir ki, O en büyük terbiye edicidir.
ilk nâzil olan 30 sûrede "Rab" ismi 80 kez "Allah" ismi sadece 20 kez geçer. Rab lafzı, Allah lafzının dört katı olarak gelmiştir
Rablığı kabul edilmemiş bir Allah'a müşrikler zaten öteden beri inanıyorlardı. İşte Kur'an, Allah'ın rab oluşunu ilk mü'minlerle beraber tüm insanlığa Rabbiliğin Allah'ın olanı başkalarıyla paylaşmalarının önünü kesmek için ilk indirdiği âyetlerinde kendisinin ‘Rabb’ül-âlemîn’ olan Allah olduğunu adeta belleklerine kazıyordu.Çünkü müşrikler dünyalarına karışmayan bir ilah’ı sevmekteydiler.İlahi terbiye Allah’ın ” Rab ” ismi ile tecelli bulmaktadır
Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, yağmur yağdırmak, bitkileri yeşertmek ve kainattaki işleri çekip-çevirmek gibi, yegâne Rab olan Allah Teâlâ olduğunu idrak edilmesidir.
Zâlikümüllahü Rabbüküm
Mümin 40/62 İşte bu, sizin Rabbiniz Allah'tır; her şeyin yaratıcısıdır; O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?
ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ لَّا إِلَهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّى تُؤْفَكُونَ
Zalikümüllahü rabbüküm haliku külli şey´ la ilahe illa hüve fe enna tü´fekun
MÜMİN 40/62 Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
اللَّهُ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَاء بِنَاء وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُم مِّنَ الطَّيِّبَاتِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبُّكُمْ فَتَبَارَكَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Allahüllezi ceale lekümül erda kararav ves semae binaev ve savveraküm fe ahsene suveraküm ve razekaküm minet tayyibat zalikümüllahü rabbükam fe tebarakellahü rabbül alemın
Peygamberimiz Esma’ül Hüsna ile ilgili hadisinde , ” Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberleyip benimserse ( ihşa etmek ) cennete girer ” buyurmuştur.Bu hadiste Esma’ül Hüsna sayısı 99 olarak verilmiş olsada, isim olarak tek tek belirtilmemiştir. Daha sonra Hadis alimleri İbni Mace ve İbni Tirmızi’nin derlediği hadislerde listeler verilmiştir.Bu listelerde birbirlerinden farklı olup, ” Rab ” ismi içermezler.
Ya Rabbi ifadesiyle sadece iki yerde geçer
Furkan 30 Peygamber, ” Ya Rabbi ! Kavmim şu Kuran’ı terk edilmiş bir şey haline getirdi. ” dedi.
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
Ve kaler rasulü ya rabbi inne kavmit tehazu hazel kur´ane mehcuraü
Zuhruf 43 / 88Onun: "Ya Rab" demesi hakkı için şüphesiz onlar imana gelmez bir kavimdirler.
وَقِيلِهِ يَارَبِّ إِنَّ هَؤُلَاء قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ
Ve kiylihı ya rabbi inne haülai kavmül la yü´minun
Kur’an-ı Kerim temel fonksiyonu İnsanlara dünya ve ahiret saadetini temin edecek emir ve nehiylerle dolu olan Yüce kitabımız âlemlerin Rabbi olan Allah’ın insanları terbiye etmek için gönderdiği bir kılavuz kitaptır.
Rab ; en temel anlamı ile ” terbiye etmek ” demektir.Bu ismin açılımları Terbiye eden, ıslah eden, yetiştiren, Mürebbi ( İlahi hidayetinin yolunu öğreten ) manasındadır.
Buradaki terbiye etmek; bir annenin çocuğunu, bir öğretmenin öğrencisini terbiye etmesi ve yetiştirmesi manasından daha farklıdır. “Rab” isminin manasındaki terbiye; bir şeyi ilkel halinden alıp, aşama aşama hidayetine ( Hakk ile Batılı ayırt eden doğru yola) ulaştıran anlamındadır, ve tüm varlıklar için geçerlidir.
“RAB”, Rubûbiyet mertebesi sahibi olan anlamındadır.Bütün zaman ve mekanlarda her türlü varlığa muhtaç olduğu şeyleri vermesi, tedbir, terbiye, malikiyet ve besleyicilik keyfiyeti olarak tanımlanmaktadır.
Rab sıfatının fiileri her bir parçası ayrı bir alem olan kainatta, bütün varlıkların terbiye edilmesini ve zerrelerden yıldızlara kadar bütün alemlerin mükemmel bir düzenle hareket ettirilmesini herşeye bir kemal noktası belirlemiş ve o nihai noktaya ulaşmak için o şeye bir meyil vermiştir.
Bütün varlıklar da, o kemal noktalarını kazanmak için şevkle hareket etmektedirler. İşte, kainatta zerrelerden galaksilere kadar her varlık taifesinin tek başına ve toplu olarak, hedefleri olan kemal noktaya olan hareketleri esnasında, Cenab-ı Hakkın onlara yardım etmesi ve manileri def etmesi, onun terbiyesinden,Rab isminden be onun rububiyetinden kaynaklanmaktadır.
Kur’ân’ın ilk muhâtapları, Rab (ّ بَر) kelime anlamında (sahip, efendi vb.) kullandıkları gibi, tanrı anlamında da, hem hayatlarında belli belirsiz yer verdikleri Allah için hem de O’na ortak koştukları putları için kullanıyorlardı düşüncesindeki Rab kavramı, öncelikle putlarını ifade ediyordu. Tevhid prensibini hatırlatan Kur’an, Rab kelimesi hakkında doğru olmayan bu ortak kullanımı düzeltmeyi, sadece Yüce Allah için kullanılabileceği gerçeğini ortaya koymayı hedeflemişti
Allah Teâlâ’dan başka bir Rab’in imkansızlığını vurgulamakta ve Rab’liği mutlak surette O’na tahsis etmektedir.
Enam 6/164 De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun
RAB” kelimesi aynı zamanda sahip olmak, babalık etmek manasındada kullanılmıştır
Hz. İsa “ Ya Rabbi “ diye hitap etsede, bu mana yanlış anlaşılmış, cahil anlatımlarla İsa’nın babası olarak yüce Allah manalandırılmıştır. Buradaki insanların yanlışı daha sonra Kuranı Kerim’in “İhlas suresinde” açıkça anlatılmıştır. “Lem Yelid Velem Yuled” ayetinde Allah “ doğmamış ve doğurtmamıştır” olarak açıklanmıştır.
Ebû Hureyre’den rivayet edilen,Köle efendisine/sahibine “Rabbim” demesin.”Hz. Peygamber, kölenin sahibine Rabbim diyehitap etmesini yasaklamıştır.
Kuran'da Rab ismi geçtiği hiç bir yerde el takısı almaz er-rab şekilinde gelmez .. Geçtiği ayetlerde tamlanan olarak geçer.Allah'a izafe edildiği için belirlilik vasfı kazanmış olur Rabbuke, senin Rabbin,Rabbi benim Rabbim veya Rabbuhum, Rabbukum, sizin Rabbiniz, onların Rabbi şeklinde geçer.Bunun manası bu ayetlerdeki Rab ifadesini okuyanın, uzak bir Allah tasavurundan kurtulup, dualarında kullandığı gibi yakınlık ifadesi olan ” Ya Rabbi – Rabim ” nidası ile benimsemesi içindir. Nihayetinde Rabbi’ni benimseyen müminde Allah’ın rububiyeti tecelli edecektir.
Kur’ân, Rab kelimesini ilk inen vahiylerden itibaren İlahî mesaja muhatap bulunan insana (ve cinlere) ait zamirlere izafe ederek zikretmiştir.
Benim Rabbim /Senin Rabbin /Bizim Rabbimiz/ Sizin Rabbiniz Onların Rabbi /Onun Rabbi/ İkisinin Rabbi
Duhan 44/ 8 O'ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.
لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ
La ilahe illa hüve yuhyi ve yümiyt rabbüküm ve rabbü abaikümül evveliyn
Bakara 2/ 21 Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.
Alak süresi 96
Oku yaratan Rabbin adına,
اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Ikra´ bismi rabbikelleziy halak
Müdessir 74/3 Rabbini tekbir et (yücelt).
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
Ve rabbeke fekebbir.
74/3 Rabbin hatırına sabret!
وَلِرَبِّكَ فَاصْبِر
Ve lirabbike fasbir.
Müzemmil 73/Rabbinin adini an ve bütün gönlünle ona yönel
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtiylen.
Kalem 2/2 Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin.
مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
Ma ente binı´meti rabbike bimecnunin.
Kalem 68/7Elbette senin Rabbin, kimin kendi yolundan şaşırıp saptığını daha iyi bilendir; ve kimin hidayete erdiğini de daha iyi bilendir.
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
İnne rabbeke huve a´lemu bimen dalle´an sebiylihi ve huve a´lemu bilmuhtediyne.
Siz (insanlar ve cinler) Rabbi cinler de söz konusu muhataplar içinde
Rahman 55/ 13 Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.
Bakara 2/139 De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sözde kanıtlarla) tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O'na gönülden bağlanmış (muhlis) olanlarız."
قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِي اللّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَا أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَ
Kul etühaccunena fillahi ve hüve rabbüna ve rabbüküm* ve lena amalüna ve leküm a´malüküm* ve nahnü lehu muhlisun
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Ya eyyühen nasu´büdu rabbekümüllezi halekaküm vellezıne min kabliküm lealleküm tettekun
''Ey insanlar Rabbinize kulluk edin'' ifadesi ile''Ey insanlar Allah’a kulluk edin'' ifadesi muhatap üzerindeki etki bakımından farklıdır. İlk ifadede, muhatap kendisini ilgili göreceği için, söze kulak vermesi ve gereğince davranması ikincisine göre daha çok ihtimallidir. Rab, muhatabın iç âleminden (enfüsten) dış âlemine (âfâka) doğru bir anlam genişlemesine Yüce Allah’ın âfâk ve enfüste gerçekleştirdiği fillerinin anlatımıyla açıklanıp, aynı bağlamın devamında İşte sizin Rabbiniz Allahtır ifadesiyle anlamlandırılır
Kuran'da örneği bulunan “Hayır! Sandığı gibi değil! ifadesi ve Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.” ifadesinde de Rab lafzının “o” zamirine izafe edilmesi, söz konusu zamirin mercii olan zalimler üzerinde sözün daha çok etki uyandıracaktır.
İnşikak 84/ 15 Hayır, (onun zannettiği gibi değil). Çünkü Rabbi onu görüb gözetiyordu.
بَلَى إِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهِ بَصِيرًا
Bela inne rabbehu kane bihi basiyren.
Allah'dan başka hiçbir varlığın sahip çıkamayacağı çok büyük varlıklara ve muhatapların dikkatine sunulmasında hatırlatmarıyla kendilerince rabler edindikleri şeylerin de Rabbi olduğunu toplum tarafından önem atfedilen isimlere muzaf yaparak da zikretmiştilmiştir
Alemlerin Rabbi / Göklerin ve Yerin Sabahın Rabbi Doğuların ve Batıların Rabbi arşın Rabbi/Şira Yıldızın Rabbi ,İzzetin Rabbi Kâ‘be’nin Rabbi /Mekke’nin Rabbi Musa ve Harunun Rabbi
Safat 37/ 5 Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir, doğuların da Rabbi'dir.
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ
Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarık
Casiye 45/36 Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
فَلِلَّهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَرَبِّ الْأَرْضِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Fe lillahil hamdü rabbis semavati ve rabbil erdi rabbil alemın
Müşriklerin taptığı Şi‘râ yıldızı
Necm 53/49 Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَى
Ve ennehu huve rabbuş şı´ra
Araf 7/122 Mûsa ve Harûn’un Rabbine
رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ
Rabbi musa ve harun
Şuara 26 /48
Mûsa ve Harûn’un Rabbine
رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ
Rabbi musa ve harun
Kureyş 106/3 Şu evin (Kabe'nin) Rabbine ibadet etsinler,
فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ
Felya´büdu rabbe hazelbeyt
Neml 27/91 (De ki:) "Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla emrolundum."
إِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
İnnema ümirtü en a´büde rabbe hazihil beldetillezi harrameha ve lehu küllü şey´iv ve ümirtü en ekune minel müslimın
Tevhid ilkesi gereğince Yüce Allah’ın icraat ve
özelliklerini tanıtmak bazı isimleri ilave edilmeyi zorunlu kılar. Allah lafzı, net belirgin anlam ,dil ve bakımından bu kullanım için müsait değildir, yani tamlanan olamaz.âlemlerin Rabbi yerine Allahı anlatacak lafzatullahı tanımlayacak en yakın isimleriyle oda Rab ismiyle verilmiştir
---------
Kuran'da geçen ve Allahı niteleyen Rab kelimeleri neredeyse tamamıyla tamlanan olarak yer alır. Bu kullanımın dışında üç kullanım istisna ifadelerde yer alan ismi , bir zamire ya da isme eklenmeden yer almaktadır.
Sebe Andolsun,34 /15Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)."
لَقَدْ كَانَ لِسَبَإٍ فِي مَسْكَنِهِمْ آيَةٌ جَنَّتَانِ عَن يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِن رِّزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ
Le kad kane li sebein fi meskenihim ayeh cennetani ay yemıniv ve şimal külu mir rizkı rabbiküm vşeküru leh beldetün tayyibetüv ve rabbün ğafur
Yasin 36/58 Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır).
سَلَامٌ قَوْلًا مِن رَّبٍّ رَّحِيمٍ
Selâmun kavlen min rabbin rahîm(rahîmin).
Enam 6/164 De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun
Mekke döneminde ilk altı yılda inen ayetlerdeki ismi Rab lafzıdır. Allah lafzından daha çok ifade edilmiştir Kura'n’da istisna olan bu kullanımın Rab isminin farklı algılamak için değil ,ayetlerin bahsettiği dönemin Rab algısı ve yaşantılarındaki yerini anlatmaya yöneliktir.
Devlet Başkanı yada Mısır kralı anlamında kullanılmıştır
Yusuf 12/42 Onlardan, kurtulacağını bildiği kimseye dedi ki: Beni efendinin yanında an, (umulur ki beni çıkarır). Fakat şeytan ona, efendisine anmayı unutturdu. Dolayısıyla (Yusuf), birkaç sene daha zindanda kaldı.
وَقَالَ لِلَّذِي ظَنَّ أَنَّهُ نَاجٍ مِّنْهُمَا اذْكُرْنِي عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَاهُ الشَّيْطَانُ ذِكْرَ رَبِّهِ فَلَبِثَ فِي السِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ ﴾
Ve kale lillezi zanne ennehu nacim minhümezkürnı ınde rabbike fe ensahüş şeytanü zikra rabbihı fe lebise fis sicni bid´a sinın
39 ayette Mısır halkının Rubûbiyyet isnâd ettikleri varlıklar (putlar ve krallar),
Yusuf süresi 12/ 39 Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah mı?"
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ اللّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
Ya sahibeyis sicni e erbabüm müteferrikune hayrun emillahül vahıdül kahhar
Yusuf 12/41 "Ey zindan arkadaşlarım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş (artık) olup bitmiştir."
يَا صَاحِبَيِ السِّجْنِ أَمَّا أَحَدُكُمَا فَيَسْقِي رَبَّهُ خَمْرًا وَأَمَّا الآخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ الطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِ قُضِيَ الأَمْرُ الَّذِي فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ ﴿٤١﴾
Ya sahibeyis sicni emma ehadüküma fe yeskıy rabbehu hamra ve emmel aharu fe yuslebü fe te´külüt tayru mir ra´sih kudıyel emrullezı fıhi testeftiyan
Yusuf 12/50 (Bu yorum kendilerine iletilince,) kral "Onu bana getirin!" emrini verdi. Görevli kendisine gelince (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön ve ona sor bakalım, ellerini kesen hanımların derdi neymiş? Şunu da iyi bil ki, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilmektedir."
وَقَالَ الْمَلِكُ ائْتُونِي بِهِ فَلَمَّا جَاءهُ الرَّسُولُ قَالَ ارْجِعْ إِلَى رَبِّكَ فَاسْأَلْهُ مَا بَالُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّي بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ
Ve kalel melikü´tuni bih fe lemma caehür rasulü kalercı´ila rabbike fes´elhü ma balün nisvetillatı katta´ne eydiyehünn inne rabbı bi keydihinne alım
Bu Mısır kralı hakkında olduğu görülür. Bu surede Rab kelimesinin hem Yüce Allah hakkında hem de diğer varlıklar hakkında, adeta karşılaştırma tarzında kullanımının üç hedefe yönelik olduğu söylenebilir:
1- o dönem toplumundaki yanlış Rab
anlayışını hikâye etmektedir.
2- Rab ifadelerinin geçtiği ( 42 ve 50. ayet)
söz konusu karşılaştırma üslûbu, Rab
kavramı için gerçek anlamda mutlak kullanım
alanını tayin amacı taşımaktadır
3-Mısır halkının Rab saydıkları varlıklar karşısında gerçekte tek Rab olan
Allah Teâlâ’nın Rubûbiyyeti ön plana çıkarılarak, Hz. Yusuf’un (a.s.) tebliğine zemin hazırlanmaktadır.
Hz. Yusuf’un (a.s.) peygamber olarak gönderildiği müşrik toplumun tanrılaştırdığı putları, gerek Yahûdî ve Hristiyanların Allah’a
ortak koştukları haham ve rahipleri ve gerekse Ehl-i Kitâb’ın tanrılaştırdıkları peygamber ve melekleri Kur’ân’ın Rab olarak adlandırması, Rab olgusu hakkında söz konusu zümrelerin sahip oldukları yanlış anlayışı yansıtmakta ve gerçek Rab vurgu yapmaktadır.
Rab kavramının, sözlük anlamları
1-Efendi Hükümdar Zatı hakimiyetinde benzeri olmayan
2-Terbiye Edici/Mürebbî/Muslih Verdiği eksiksiz nimetleriyle varlıkların durumlarını düzenleyen ,
3-Sahip Malik Yaratma/halk ve emretme mutlak manada kendisine ait olan
Araf 7/54 Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.
إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالأَمْرُ تَبَارَكَ اللّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasısev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemın
Tanrılaştırılan Putlar, İnsanlar ve Melekler
Rab, kelimesinin çoğulu erbâb’tır Kur’an erbâb edinmeyi yasaklamıştır
Ehl-i Kitap, peygamberlerini Rab edinerek şirke düşmenin yanı sıra, Kureyş ve sabiîlerin yaptıkları gibi melekleri de Rab edinerek şirke düşmüşlerdir
Ali-imran 3/80 O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?
وَلاَ يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُواْ الْمَلاَئِكَةَ وَالنِّبِيِّيْنَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ve la ye´müraküm en tettehizül melaikete ve nebiyyıne erbaba* e ye´müruküm bil küfri ba´de iz entüm müslimun
Rabler edinerek haham ve rahiplerin gerçekte helal olanı haram, haram olanı da helal kılmalarını Allah'ın Rabbiliğini görmezler
Ali-imran 3/84 De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."
Tevbe 9/31 Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.
اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُواْ إِلاَّ لِيَعْبُدُواْ إِلَهًا وَاحِدًا لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ
İttehazu ahbarahüm ve ruhbanehüm erbabem min dunillahi vel mesihabne meryem ve ma ümiru illa li ya´büdu ilahev vahıda la ilahe illa hu sübhanehu amma yüşrikun
Ali-imran 3/64 De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevaim beynena ve beyneküm ella na´büde ilellahe ve la nüşrike bihi şey´ev ve la yettehıze ba´duna ba´dan erbabem min dunillah* fe in tevellev fe kulüşhedu bi enna müslimun
Tevbe 9/30 Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللّهِ وَقَالَتْ النَّصَارَى الْمَسِيحُ ابْنُ اللّهِ ذَلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَاهِهِمْ يُضَاهِؤُونَ قَوْلَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَبْلُ قَاتَلَهُمُ اللّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
Ve kaletil yehudü uzeyrunibnüllahi ve kaletin nesaral mesihubnüllah zalike kavlühüm bi efvahaham yüdahiune kavlellezıne keferu min kabl katellehümullahü enna yü´fekun
Naziat 79 /24 Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim.
فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى
Fekale ene rabbukumul´a´la.
Kur’ânRab isimi ster ismi fâil ister sıfat-ı müşebbehe formunda bulunsun, isterse mastardan menkul olsun Allah’ın isimlerine, hepsinde vasıf anlamı bulunduğundan,
sıfat denilebileceği gibi; sıfatın ait
olduğu Zat’a delâletleri gözetilerek isim
de denilebilir. Rab sıfatı,gerek lafız gerekse mana bakımından başka terimlerle de ilişkilidir. Rab kavramı, aynı zamanda O’nun isimlerinden biridir
Rab,tanımı yapan ayetler de görüleceği gibi gerçek sahip, yaratan, doğruyu gösteren, rızık veren, bu fiillere ve bütün her şeye gücü yeten; neticede kulluk edilmeye yegâne hak sahibi olan Yüce Varlık’tır. Tevhid ilkesi çerçevesinde Hz. İbrahim’in (a.s.)
Rab tarif et tiği şu ayetlerde görüldüğü gibi Rab isminin içeriği ile alakalı esmalara işaret etmektedir
Şuara 26/77 İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
إِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ
Fe innehüm adüvvül li illa rabbel alemın
Hâlık (yaratan) ve (Hâdî) yol gösteren
Şuara 26/78. Ayet"Beni yaratan ve bana yol gösteren O'dur."
الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ
Ellezî halakanî fe huve yehdîni.
Râzık(rızık veren)
79. Ayet"Beni yediren ve içiren O'dur."
وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ
Vellezî huve yut’ımunî ve yeskîni.
Doğrudan mahlukatı/mevcudatı ilgilendiren isimleri Rab kavramının açılımlarıdır
Yüce Allah’ın doğrudan Zatına delalet eden
Rahman ve Rahim sıfatları vb. isimleri arasında bir köprü özelliği taşır. Örneğin, Allah’ın Rahman sıfatının mahlukat üzerindeki etkisi, rızık veren (Râzık) ve doğruyu gösteren (Hâdî) Rab ismi aracılığı ile gerçekleşir.
El melik Kur’ânî terim olarak içerdiği
efendi-hükümdar-sahip anlamları, onunla
Melik ismi arasındaki ilişkiyi gösterdiği gibi, bu
ayette her iki ismin aynı bağlamda yer alması ve yüce arşın Rabbi Allah’ın gerçek Melik olarak betimlenmesi aynı ilişkiyi ortaya koymaktadır
Mü minun 23/ 116 Hak melik olan Allah pek yücedir, Ondan başka ilah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir.
فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ
Fe teallellahül melikül hakk la ilahe illa hu rabbül arşil kerim
Rab ismi, Esmâ-i Hüsnâ
’dan, hem Yüce Allah’ın Zatında hem de yarattığı varlıklarda tecelli eden, yani her ikisi hakkında da kullanılabilen isimleri
kapsarken; Rab kavramının anlamaları alanı içine giren Melik ismi, yalnızca
Allah’ın yarattıklarında tecelli eden isimleri kapsar.
Kur’ân’ın pek çok ayetinde Yüce Allah’ın
Rab oluşu ile Yaratıcı(Hâlık) oluşu bir arada zikredilmekte bütün her şeyin Rabbi
Enam 6/164 De ki: "O, her şeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiç bir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Kul e ğayrallahi ebğiy rabbev ve hüve rabbü külli şey´ ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratüv vizra uhra sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun
bütün her şeyin Yaratıcısı
Rab teriminin kavramsal çerçevesini genişletmiş; onun efendi/hükümdar terbiye edici ve sahip şekillerindeki anlam yelpazesine Yaratıcı anlamını da katmıştır, denilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder